BÖLÜM: - 
“Hâlâ buralı olamadık yani”

“Hâlâ buralı olamadık yani”

Karikatürist ve kabare sanatçısı Muhsin Omurca ‘karşı sahneyi’ anlattı. Türk ve Alman seyirciler nelere gülüyor ? Ortak yönleri farklı yönleri nelerdir ?



* Muhsin Omurca’yı tarif edin desem neler söylersiniz ?
Hayatını güldürmek üzerine inşa etmiş, bundan da büyük zevk alan biridir Muhsin Omurca.

 * Gösterilerinizi Türkler kadar Almanlar da büyük ilgiyle izliyor. Sahneden baktığınız zaman olaylara iki toplumun tepkisi nasıl oluyor ?
 
Önce şunu söylememiz gerekiyor: kabare seyircisi ve komedi /standup seyircisi arasında fark var. Komedi ile Kabare arasındaki fark, futbolla basketbol arasındaki farka benzer. Futbol 7’den 70’e geniş kitlelere hitap eder. Basketbol ise aslında bir üniversite oyunudur, seyircisi de daha eğitimli ama daha kısıtlıdır. Yani ben güldürü sanatının basketbol sınıfına dahil oluyorum. Bana gelen seyirci de daha eğitimli ama o derece de zor beğenen bir grup. Özellikle Almanların yüz küsur yıldır yerleşmiş bir kabare geleneği ve iyice pişmiş bir kabare seyircisi var. Profesyonel bir seyirci. Esprilerde entellektüel derinlik bekliyor. Her tür eleştiriye açık, ancak eleştirinin elle tutar yani olmalı. Kabareci ısırgan olmalı. Buna çok önem veriyor. Eleştirilen konunun gerçekten açığı varsa ve mizahı olarak iyi yakalanmışsa o gedik o zaman Alman seyircisi çok memnun oluyor.
Türk seyircisi esprilere anında reaksiyon veriyor, gülüyor, konuşuyor, yorumluyor, soru soruyor. Canlı bir seyirci. Fakat eleştiriye Almanlar kadar açık değil. Kırmızı çizgileri var. Ayrıca “sanata ve sanatçıya saygı” anlayışı içinde. Beğenmemişse bile ayağa kalkıp alkışlar.

TÜRK ALMAN SEYİRCİ FARKI

 * Yaptığınız espiriler büyük ilgiyle izleniyor. Avrupalı Türkleri mi güldürmek kolay yoksa Almanları mı ?

Türkler hikayeleri seviyor, ben de onlara yönelik öyküler yazıyor-anlatıyorum, Almanlar politik, güncel, tarihsel vs. hangi konu olursa olsun kıvrak zeka oyunları bejkliyorlar, şaşırtılmak istiyorlar. Onlarca senedir yaptığım için bu işi iki kesime de hitap etmekte, güldürmekte bir zorluk çekmiyorum. Her tür seyirciyle iyi anlaşıyoruz.

 *Bir röportajınızda ‘Almanlar bizi entegre edemez’ demiştiniz. Hâlâ aynı düşüncede misiniz ?

 Çünkü “ İntegration” denen kavramın içi dolu değil. O kelime sadece bir kabuk. Nedir „İntegration“? Eğer insanların “kimliklerini şahsiyetlerini” değiştirmeleri kastediliyorsa, - ki bir sürü Alman, direk söylemese bile, tartışmalarda falan varılan nokta bu oluyor- mümkün olabilir mi bu? Olamaz tabii ki. İşte ben buna karşıyım. Peki ben ne anlıyorum “İntegration”dan? Almanya‘yadaki Anayasa’ya tabi olarak yaşamak. O Anayasa’da hem haklar hem kurallar var. Herkesin uyması zorunlu olan kurallar. Yetmediği yerde yeni kuralların veya hakların da eklenebileceği bir Anayasa bu. Kim bu Anayasa‘yı kabullenemiyorsa burada da işi yoktur.

‘MEMLEKET’ ORTAK NOKTA         

 *Sizi izleyenler ‘deşarj’ oluyor. Bir bakıma ‘ Sosyal psikolog’lük görevi yapıyorsunuz. Avrupalı Türklerin psikolojisini nasıl değerlendirirsiniz ?

 “Avrupalı Türkler” çok farklı kesimlerden oluşuyor unutmayalım. Alevisi, Sünnisi, Kurdu, Türkü Çerkezi, Demokratı, Muhafazakarı falan ile çeşit çeşit kesimler. Politik olarak Türkiye‘ye göbekten bağlı olanlar veya özgürlüğü Almanya‘da arayanlar... Hangi birinin psikolojisinden bahsedelim? Ortak yönleri şu: Memleketteki politik konular pro-kontra hepsini ilgilendiriyor. Odaklandıkları yer “memleket”. Almanya’daki siyasi gelişmeler çok az bir kesimin ilgi alanında. Hâlâ buralı olamadık yani.

 * Uzun yıllar Alman gazetelerinde karikatür çizdiniz. Yeni yılla ilgili bir karikatür çizmeniz gerekse neleri ön planda tutardınız ?

 “Barış, hoşgörü”. Özellikle hoşgörü konusunda çok tökezliyor millet. Hep kendi yaşam tarzını başkalarına dikte etme çabasında insanlar. Sorunların kaynağı da bu.

   MUTLU BİR 2020 YILI İÇİN        

 * Avrupalı  Türklerin mutlu bir 2020 geçirmeleri için neler tavsiye edersiniz ?

Bırakın herkes nasıl yaşamak isterse öyle yaşasın, siz de kafanıza göre yaşayın, ama kimseye de “illa benim gibi yasa” demeyin.


 
*************

”Gülmeyi en çok bizim
sağlıkçılar hak ediyor”

 * Türk sağlık çalışanlarının sanata bakışı nasıl? 
 Bireyler dışında, çeşitli kurum ve derneklerle bire bir çalışmalarımız oldu. Sağlık çalışanlarının hem kabare gösterilerine hem de karikatürlere ilgi leri büyük. Ki biz mizahçıların da severek işlediği konulardır sağlık konuları. Bu alanda çalışanlara büyük saygım var. İnanılmaz bir özveri ile yapıyorlar işlerini. Her babayiğidin harcı değil yaptıkları. Gülmeyi en çok onlar hakediyor. Biz de güldürmek için varız. Bekleriz.



Editör Avrupa Sağlık    Tarih 06 Ocak 2020, 09:06

YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Avrupa Sağlık hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Haberler HABERLERİ
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
NİSAN SAYIMIZ BASKIDA | NEDEN YAYINLANIYORUZ ? SunExpress, 13 Mart’tan bu yana yaklaşık 30 bin turisti evlerine ulaştırdı ‘Kalabalık ortamlara girmeyin’ Messe Berlin'den ‘COVID 19’ açıklaması
 
SAĞLIK-MİZAH
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 

www.avrupasaglik.com’da yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Avrupa Sağlık Dergisi'ne aittir. Yazılı izin alınmadan kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

Adres : Avrupa Sağlık Dergisi, Berggasse 13 67269 Grünstadt, Deutschland